Pazarlama

Yaşam Bir Satıştır

life


Bir çoğumuz en kolay olanı satmaktan, hatta bu fikri aklınıza getirmekten bile hoşlanmıyorsunuz ancak şunu unutmamak gerekir ki, hayat satmak demektir. Çocukluğunuzdan başlayarak yaptığınız bütün satış girişimlerini hatırlamaya çalışın. Ailenizin sizi Lunaparka götürmesi (benim zamanımda biz kuzenlerimle giderdik ve inanılmaz eğlenirdik), harçlığınızı arttırması ve eve dönüş saatinizi ileri alması için hepimiz satış çabası gösterdik. Arkadaşlarımızda kalmak için, daha iyi bir bisiklet için hatta belki de ilk arabanız için çırpındınız durdunuz.

Çocukluğumuzdaki satış kariyerimiz bizi ergenliğe hazırladı, sonra da iş görüşmelerinde kendimizi işe alımcılara pazarladık, sonra da en sevdiğimiz restorana arkadaşlarımızı gitmeye ikna etmek için pazarlama yaptık, ikna ettik. Aslında bütün bu örneklerde söz konusu olan, sizin bir satıcı olup olmamanız değil… söz konusu olan, nasıl daha ağır basabileceğinizdir..

Yine aynı ölçüde önemli bir başka konu da, yaşantınızı nasıl daha zengin hale getirebileceğinizdir. Aslında her birine verilecek her yanıt, bir diğeriyle aynıdır.

Yaşam satış yapmaktan ibarettir. Ve gerek yaşamda, gerekse satışta başarıya giden yol aynıdır.

Deneyimsiz bir satıcı şaşmaz bir biçimde tanıtıma önce fiyatı ve elindeki ürünü tanıtarak başlar, şirketten daha sonra söz eder. Kendisini pazarlamayı işin en sonuna bırakır, o da vakit yeterse ve aklına gelirse. Deneyimli sayıcılar ise, tam tersini yaparlar. Önce kendilerini ve şirketlerini pazarlar, ürüne sonra geçerler. Sonunda, ta en sonunda, Şimdi de  elde edeceğiniz bunca şeye karşılık, maliyetin ne kadar düşük olduğuna bakalım. Diyerek satışı gerçekleştirirler.

Satacağınız ilk şey, kendiniz olmalısınız..

Yani öz varlığınızı satıyorsunuz… İnsanlar optimistleri satın alırlar, çünkü onların yanlarında bulunmasından hoşlanırlar. Onlar dürüst kişileri satın alırlar, çünkü dürüst insanlar sözlerinde dururlar. Dürüst kişilere, bir çelik kasaya güvendiğiniz kadar güvenebilirsiniz. Bakın bakalım etrafınızda kaç tane çelik kasanız var? Eğitimimiz bizi mesleğimize hakim olmaya, ustalaşmaya yöneltir. Peki ama nasıl davranacağız, nasıl hareket edeceğiz, duygularımız nasıl şekillenecek? Okullar ve öğretmenler bunları bize öğretmiyorlar. Becerilerinizi ancak kendi kendiniz geliştirebilir, bileyebilirsiniz.. Ancak unutmamanız gereken bir şey var. İnsanlar sizi bir bütün olarak satın alacaklar.

Başarı ve tatmin kendinizi bir bütün olarak geliştirmekten geçer.

Dünyanın en büyük sigorta firmalarından biri geçtiğimiz günlerde çeşitli firmalarla, ücret bordrolarını düzenlemeleri için mülakatlar yapmış. (Firmanın adını vermeyi uygun bulmadığım için yazmadım.) finale kalan 3 firmayla görüşen seçim komitesinin 3 üyesi son aşamada kararsız kalmış ve onlara mükemmel görünen bir çözüm bulmuşlar.

Uçağa atlayıp finale kalan 3 firmanın da genel merkezlerini giderek, kısa birer gezinti yapmışlar ve her birinin ortamları hakkında duygu sahibi olmuşlar. 3. Firmanın girişine girdikleri anda, kendilerini birden gayet iyi hissetmelerini sağlayan bir ortamla karşılaşmışlar. Dönüşte havaalanından 3. Firmayı arayarak, onlarla çalışmak istedikleri müjdesini vermişler. Genellikle de böyle olmaz mı? Üstün rekabet gücü değildir buradaki ana mesele ya da üstün bir deneyim gücü de değildir. Yalnızca küçük bir şey, insanlara verdiğiniz hissettirdiğiniz duygudur karar mekanizmasını harekete geçiren.

İnsanlar duygu satın alırlar ve insanlar onlara tattırdığınız duyguya değer biçer ve para verirler.

Sizde aynı şeyleri hissetmez misiniz? Bir iş görüşmesine gittiğinizde ilk hissettiğiniz şey, karar verme mekanizmanızı etkilemez mi? Ben bugüne kadar iş görüşmelerin ya da eğitim görüşmelerine gittiğim her zaman, şirketlerin girişlerinden itibaren incelerim ve ilk izlenim, tavır , tarz ve davranışlar bir çok konuda kara vermemi sağlayan ana noktalar haline gelir.

Hedef Belirlemenizin Gerçek İşlevi Nedir?

Aktör Jim Carrey meteliğe kurşun sıktığı ilk yıllarında, kağıda yazdığı bir notu gömleğinin cebine koymuş ve artık ihtiyaç duymayacağı güne kadar hep orada saklamış. Notta şöyle yazıyormuş; Bir milyon dolar kazan!

Bu gibi öykülerden amaç belirlemenin başarıya ulaşmak için ilk adım olduğu varsayımını çıkartırız. Jim Carrey’in önüne böyle bir amaç koyduğunu ve onu kağıda yazdığı için bu amaca ulaştığını düşünürüz. Aslında biz hedef belirlemeyi yanlış olarak anlıyoruz. İlk

olarak her eğitimimde sorduğum bir soruyu sormak istiyorum. Önünüzde bir hedefiniz var mı? Yediklerinize dikkat etmek, günde 5 km hafif koşu yapmak, haftada 1 kitap okumak, seneye başka bir işte bir üst pozisyona geçmek.

Hedef belirlemenin değeri, amacın kendisinde değildir. Bu değer, plan haline getirilen düşüncelerden ve sonuçta ortaya çıkan bilgiden gelir. Başkalarıyla birlikte hedef belirleyerek, bir şeyler öğrenirsiniz. Başkalarının neye değer verdiğini öğrenirsiniz. Onlar hakkında çok şey öğrenirsiniz. Bu sizin her geçen gün daha iyi ve bilinçli kararlar almanızı sağlar.

Herkes bir şeyler öğrenir.

Onlara ulaşmanıza yardımcı olacakları için değil, ama  bu süreçte öğretecekleri için, önünüze bir hedef koyun.

Markanız iyi aktarılmış gerçeğinizdir.

Sağlam olanı arayın.
Harika bir iş çıkardığını duymak insanı rahatlatır. Ama bir işinize yaramaz. Özgü almak hoşa gider ama eleştiri talep etmek sizin yararınızadır. Ancak nasıl isteyeceğinizi bilirseniz eleştiri alabilirsiniz. Yakında kendini gönüllü olarak göstermez.

Şirketlerin zaman zaman yaptıkları anketlerde olduğu gibi, Hatamız Nerede?  Diye sorarsanız, Yapıcı Eleştiri’den payınızı alamazsınız. Bu soru acımasız eleştirileri davet eder. Çoğu insan eleştiriden hoşlanmadığından ve canı yandığından, bu soruya yanıt vermek istemez.

Bununla birlikte, insanoğlu öğüt vermeye bayılır, çoğu kişi daha siz istemeden dökülmeye başladığı gibi, öğüt istediğiniz kişilerin de gururu okşanır. Pek, ,onları öğüt vermeye nasıl yönlendirebiliriz? Hatamız Nerede?  Diye sormayın. Daha etkin olabilmek için yapmam gereken birkaç şeyi sıralar mısınız?  Diye sormayı deneyin. Bu soruya şöyle bir çeşitleme de yapabilirsiniz. Bu yararlı bir yol olabilir, ama sizin bu konudaki görüşünüze değer verdiğim için, bundan daha iyisini nasıl yapabilirim?

Doğru yardım alabilmek için doğru soruları sormak gerekir.

İlk planlamanız gereken şey, bıraktığınız ilk izlenimdir.

Esin almak için etrafınıza bir bakın.

Üstün olduğunuz yanları geliştirin ama asıl kendinizi geliştirin.

İnsanların kafalarına yüreklerinden geçerek ulaşmayı deneyin.

Yazar Hakkında

Nilay Karagülmez

Marmara Üniversitesi Arşivcilik bölümü mezunudur. Özel bir şirkette İnsan Kaynakları Direktörü olarak çalışmaktadır. Bilgi Üniversitesi'nde dersler vermektedir. Aynı zamanda www.tabletseminerler.com ‘da aktif olarak eğitimler vermektedir.
Bulletin Debate adinda kisisel gelisim ve liderlik mailleri yolladigi bir grubu bulunmaktadir.

  • ozgehan omag

    güzel bir yazı.. 

    son cümleyi düzeltirseniz daha da güzel olacak 😉 
    ”Üstün olduğunuz yanları geliştiin ana asıl kendinizi geliştirin”