Sosyal Medya

Sosyal Medya ve ” # ” ler …

Etiketlerin hayatlarımızda ne kadar çok yeri vardır değil mi? Mezun olduğunuz okul, okuduğunuz bölüm, çalıştığınız işyeri, ünvanınız, kaç dil bildiğiniz ya da nerede oturduğunuz, nerede doğduğunuz, kimlerle arkadaş olduğunuz vesaire vesaire. Bunların hepsi birer etikettir ve hayatımızın önemli bir kısmında bizlere olumlu ya da olumsuz olarak yansır. Bana sorarsanız bu etiketlerin bir kısmı kullanılmaya değer olsa bile bir kısmı da aslında önyargılardan ibarettir. Bireysel anlamda örnekler vererek detaya girmek istemiyorum ama bazı etiketleri taşıyor olmak aynı zamanda o etiketin birey olarak hakkınıda veriyor olduğumuz anlamına gelmiyor. Bireyler olarak bizler bu etiketleri hem sosyal anlamda hem de iş hayatımızda imkanlarımızı iyileştirmek ve genişletmek adına çokça kullanırız.

Etiketlerin hayatlarımızda ne kadar çok yeri vardır değil mi? Mezun olduğunuz okul, okuduğunuz bölüm, çalıştığınız işyeri, ünvanınız, kaç dil bildiğiniz ya da nerede oturduğunuz, nerede doğduğunuz, kimlerle arkadaş olduğunuz vesaire vesaire. Bunların hepsi birer etikettir ve hayatımızın önemli bir kısmında bizlere olumlu ya da olumsuz olarak yansır. Bana sorarsanız bu etiketlerin bir kısmı kullanılmaya değer olsa bile bir kısmı da aslında önyargılardan ibarettir. Bireysel anlamda örnekler vererek detaya girmek istemiyorum ama bazı etiketleri taşıyor olmak aynı zamanda o etiketin birey olarak hakkınıda veriyor olduğumuz anlamına gelmiyor. Bireyler olarak bizler bu etiketleri hem sosyal anlamda hem de iş hayatımızda imkanlarımızı iyileştirmek ve genişletmek adına çokça kullanırız. İş dünyasında da önemlidir etiketler. Kurumlar ve yöneticileri bu etiketleri  hem müşterileri hem de rakipleri nezdinde en iyi şekilde yönetmeye çalışırlar. Müşteriler, tedarikçiler, bayiiler, işbirliği içerisinde olunan paydaşlar, yerel yönetimler, medya ve rakipler derken kurumlar çok geniş bir çevreye hakim olmak zorundadırlar. Bu yüzden marka yönetimi ve halkla ilişkiler işletme yönetiminde ayrı birer disiplin haline gelmiştir. Üstelik günümüzde bu etiketlerin yönetilmesi gereken farklı mecraların varlığı durumu daha da zorlaştırmış, kompleks hala getirmiştir. Bir yandan TV, diğer yandan radyolar, öbür taraftan basılı ve görsel medya derken tüm bunların üzerine birde online medya eklenmiştir. Online medyanın karşılıklı etikileşime müsait yapısından ise sosyal ağlarından bu yapıya eklenmesiyle sosyal medya olarak isimlendirdiğimiz yeni ve bambaşka bir mecra doğmuştur. Herbirinin yönetimi ayrı bir uzmanlık gerektirirken farklı zorluklara sahiptir. Sosyal medya  ve buradaki viral dağılımın etkilerini dikkate aldığımızda ise etiketler sosyal  medya üzerinde her zamankinden daha da önemlidir. Blog yazarlari çok iyi bilirler, etiketleri yönetmek bilinirlik ve farkındalık yaratmak için son derece önemlidir. Keza ayni süreç ne amaç ile kullanıldığı önemli olmaksızın diğer sosyal medya araçları olan sosyal ağlar içinde geçerlidir. Örneğin ; Linked-in de yetenekler (skills) etiketlenirken, twitter de belirli bir kitleye ulaşabilmek için kelimeler etiketlenir. Ülkemizden bir örnek vermek gerekir ise etiketleri en çok kullandığımız ve dikkat ettiğimiz sosyal ağ ise kariyer.net tir. Sosyal medya da  etiketleme işareti çoğunlukla “#”  dir ve kelimenin başına konur. Çoğu blog ve sosyal medya sitesinde yazarlar için etiketlemeye ayrılmış özel bir alan mevcuttur. Twitter de ise durum biraz daha farklıdır. Hem kullanım alışkanlıkları hem de amaçları açısından bu fark alt kırılımlara sahiptir. Ama genel olarak twitter açısından  “#”  işareti belirli bir konuda herkesin fikir beyan etmesini sağlayan  anonim bir etikeletme yöntemidir diyebiliriz. Etiketler sosyal mecralarda firmalar ve markaları açısından da önemlidir. Ne kadar çok etikete konu olurlar ise o kadar çok konuşuldukları anlamına gelir. Ama çok konuşulmak her zaman iyi midir diye sorarsanız size cevabım  maalesef değildir olacaktır. İşte bu noktada  firmaların sosyal medyayı  ne kadar iyi yönettikleri ve ne kadar verimli kullandıkları önemli hale gelmektedir. Bazen #hash tag ler #bash tag de oluverir. Hem de bunu tecrübe edenler öyle ufak tefek firmalar değildir. Her yıl reklam,tanıtım ve pazarlamaya devasa bütçeler  ayıran firmalardır. Üstelik bu firmaların iletişim ve halkla ilişkiler konusunda uzman ve yetişmiş kadroları vardır. Bu kadrolar yeterli gelmediği halde, çalıştıkları en az birer tane de halkla ilişkiler ajansları vardır. Ve tüm bunlara rağmen onlar bile sözkonusu mecra sosyal medya olduğunda hata yapabilirler. Kuşkusuz sosyal medyayı kullanmanın pek çok avantajı olduğu gibi bu avantajın bir anda dezavantaja dönüşmeside mümkün. Önemli olan böyle bir kriz anında krizi nasıl yöneteceğinizi bilmek, dahası elinizdeki bu değerli veriyi dikkatle kullanarak lehinize döndürebilmek ve ileriye dönük stratejiler geliştirebilmektir. Geçtiğimiz günlerde Mashable de bir haber dikkatimi çekti. Konu Blackberry RİM ile ilgiliydi. Takip edenleriniz bilir blackberry telefonlar ile ilgili kullanıcıların son zamanlarda pek çok şikayetleri var. Hem telefonun yazılımı ile ilgili problemler hem de rakiplerine göre geriden gelen yeni servisler  tüketici şikayetlerinin özetle ana temasını oluşturuyor. Firma bu konuda bir süredir  çeşitli iletişim kampanyaları yürüterek başa çıkmaya çalışıyordu. Okuduğum haberde ise 2011 in son günlerinde firmanın New York Times Square’deki  billboarda verdiği ilan ile ilgiliydi. İlanın içeriğindeki detay sosyal medya takipçilerinin, özellikle de twitter takipçilerinin yabancısı olmadığı  “#“  (hash tag ) dir. Firma verdiği ilanda ; “Let’s #BeBold in 2012” , “2012 de #CesurOl ”  demektedir. Böyle bir ilanı New York’ta Times Square’de paylaştığınızda kimse kayıtsız kalmaz, hele ki sizden yahutta ürünlerinizden şikayetçi  iseler. Ve tüm hikaye bundan sonra başlar. Twitter de bu etiket, #BeBold - #CesurOl, viral bir şekilde öyle bir dağılır ki, tüketici firmaya tüm nefretini  mizah dolu bir üslupla kusuverir. Mashable gönderilen tweetlerin örneklerini paylaşmış. Normal şartlar altında böyle bir kampanya ve sonuçları herhangi bir firma açısından başarısızlıkla sonuçlanan bir yıkım hikayesi olur. Ama öyle mi olmalı sizce de? Hayır , gerekmez.  Nitekim Blackberry’de aynı şekilde düşünmüş olmalı ki bu elindeki veriyi çok güzel kullanarak 4 tane süper kahraman yaratmış. Buraya kadar herşey çok güzel ama bundan sonrasında hikaye daha da kötüleşiyor. Firma yarattığı süper kahramanları ve özelliklerini blogunda bir infografik ile paylaşıyor ve Twitter’ de açık uçlu bir kampanya başlatıyor. Times Square’de ilk başladığında kampanya olmayan ama sonradan kampanyaya dönüşen bu etiket  firmanın üzerine ısrarla gitmesi sonucunda hüsranla sonuçlanıyor. Bir diğer etiket kurbanı ise Mc Donalds. Olay yeri ise gene Twitter. Ve sonuç eski tecrübelerinden ders çıkarmayan Mc Donalds için yine hüsran. Yazının en başında bireyler açısından etiketlerin öneminden bahsederken bazı etiketlerin kullanılması gerektiğine, bazılarının ise sadece önyargılardan ibaret olduğuna vurgu yapmıştım. Aynı görüşüm firmalar içinde geçerli.  Çoğu marka kampanyalarında kendilerine yakıştırdıkları bazı etiketleri kullanma yoluna gidiyorlar. Ama gerçekte o etiketleri hak ediyorlar mı? Eskiden marka yöneticisi olarak böyle bir soruya ihtiyacınız yoktu. Ama şimdiki zamanlarda var. Çünkü etiketinizin size ne zaman ve nerede ne şekilde döneceği hiç belli değil. Tüm güç tüketicinin elinde. Eğer ki niyet pozitif bir imaj yaratmak ise daha çok çalışmak ve veri toplamak lazım. Ama niyet markanız üzerindeki negatif algıyı öğrenmek ise önden buyrun “#” hashtag ler sizi bekliyor.

Yazar Hakkında

Aslıhan Kaya

Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirdikten sonra cok uzun yıllar bankacılık yaptı. Ama bir teknoloji ve matematik sevdalısı olduğu için iphone kullanmayı öğrenmek ve toplama-çıkarma işlemlerini hatasız yapabilmek için ileri seviye matematiksel modellemeler yapan ve yeni teknolojiler geliştiren bir firmanın kuruluşundan bu yana aynı firmada yöneticilik yapmaktadır.
@aslhnky via twitter