Sosyal Medya

Sosyal Medya Harmonisi

Sosyal medya demek artık çok ağdalı bir cümle oldu biliyorum. Maalesef sosyal medya sözünü çok kullanmak ile yetineceğim.Eskiden sosyal medya yok iken kimse nerede ne yaptığını yakın çevresi dışında kimse bilmiyordu.Yani twitter’a ‘iyi geceler’ diye yazmadığımız zamanlarda bizi uyuyor diye bilmiyorlar mıydı ?

Sosyal medya demek artık çok ağdalı bir cümle oldu biliyorum. Maalesef sosyal medya sözünü çok kullanmak ile  yetineceğim.Eskiden sosyal medya yok iken kimse nerede ne yaptığını yakın çevresi dışında kimse bilmiyordu.Yani twitter’a  ‘iyi geceler’ diye yazmadığımız zamanlarda bizi uyuyor diye bilmiyorlar mıydı ?
Klişe tanımlardan uzak sosyal medya benzetimleri ve tanımlamaları benden; Facebook:  Taksim meydanı gibi. Her çeşitten insan var ve her çeşit bilgi,resim ve videoda cabası. Zenginleşen bir ortam. Paylaştıkça artan like. Twitter:  Nişantaşı çevresi gibi.Herkes yok ama her türlü bilgi var.Herkesin aristokrat kesildiği veya medya patronluğunu üstlendiği tek kişilik bir medya ortamı. Karaktersiz olsan bile 140 karakter ile anlam bulabildiğin bir ortam. Foursquare:  Çok gezmenin verdiği avantaj ile sağladığı, çok gezen mi çok bilir ? yoksa çok okuyan mı çok bilir ? atasözüne karşılık  çok check-in olan çok bilir ile özdeşleşmiş ortam.  Instagram:  Çektiğin vesikalıklar birgün gelecekler efektler ile angajmanlanacak. Linkedin:  Cv’in ve iş yaşamın kadar varsın. Hemen hemen herkesin Ceo olarak takıldığı bir ortam. İşsizler giremez.  Hiç sosyal medya ile haşır neşir olmamış birisi bunları okuduğunda ne tür bir alan olduklarını az çok bilmiş olur.Empati yapıyorum galiba anladım. Ben kendi adıma bu yoğun sosyal medya ortamında bir hayli barışık ama bir o kadar da karışık durumdayım. Çoğulcul bu medya ortamında var olabilmekte bir başarı olduğunu düşünüyorum ama öte yandan da insanları reel hayattan soyutlarmışcasına bir olumsuz olgu olarakta görmekteyim. Zaten klavye özgürlüğü sosyal medya ile hayat buldu.Öncesinde blog’lar bu durumu ele almıştı ama şimdi blog’lar eski popüleritesini yitirmiş durumda. Öte yandan da  sosyal medyanın cılkını çıkarttığımızıda düşünüyorum.Oluşan sosyal medya harmonisinde markaların tutumuda bu durum içersinde. Bir sosyal medya yöneticisi,  X markasının yöneticisine öneride bulunuyor? ‘facebook hesabı açalım size stratejimizi,yönelimlerinizi ortaya koyalım’ diyor. ’Sosyal medya mecrasına ayak basalım diyor.’ X  markasının yöneticisine öneride bulunuyor? ‘facebook hesabı açalım size stratejimizi,yönelimlerinizi ortaya koyalım’ diyor. ’Sosyal medya mecrasına ayak basalım diyor.’ X markanın yöneticisi ise ‘Başka işlere odaklanmak istiyoruz boş işlerle uğraşmak istemiyoruz’ diyor. Önem vermiyorlar. Dikkate almıyorlar. Keza önem verseler bile dahi  kendi markalarının facebook sayfaları için ‘beğeni sayısını arttıralım hadi anam’ demekten öteye gidemiyorlar. Önemli olan beğeni yani like sayısı değil etkileşimdir!isi ise ‘Başka işlere odaklanmak istiyoruz boş işlerle uğraşmak istemiyoruz’ diyor. Önem vermiyorlar. Dikkate almıyorlar. Facebook’ta beğeni sayısını artırmanın yolları bu şekilde ve bu yaklaşımlarda olmamalıdır.Sosyal medyada, markanın hedef kitle ile etkileşebildiği kadar var olur. Başka bir yaklaşım ise, facebook sayfamız var biz yönetiyoruz bizim torunlar,elemanlar bu konu ile ilgili. yapıyorlar birşeyler ajanslara gerek yok diyip sırtlarını çeviriyorlar ve gereksiz görüyorlar.Çünkü önüne gelen markası için facebook’ta sayfasını açıyor paylaşıyor tamam bizim sosyal medyada varız.Çok şükür diyor.Sonrası hak getire. Örnekler çok aslında. İşin özü durumu anlayan ve kavrayan markalar sosyal medyada başarılı bir şekilde çoktan yol aldılar bile. Aynı zamanda facebook like sayısını arttırmanın başka yolu olarak autolike sistemide var. Çeşitli hit sitelerin içine o facebook sayfasının kodunu yerleştiriyorsunuz. Sonra o hit olmuş siteye girenler otomatik olarak o facebook sayfasınıda beğenmiş oluyor.Bunu yapan büyük markalar var.Yazık ki ne yazık! Twitter’da bile 1000 follower almak için para ödeyenler var.Toplasan 1 follower etmez.Bunun işini yapanlar var.Biz Türkler bunuda yaptık sonunda! Facebook’ ta ülke olarak 4.sıradayız.Twitterda ise ise ilk 10’dayız. Büyük oynuyoruz ama içeriği yönetemiyoruz.Yaklaşımı doğru saptayamıyoruz. Ucuza mal ediyoruz herşeyi. Çoğu markaların ve onların başındaki ‘spider brain’ kişilere sosyal medya iletişimini anlatıpta anlamamaları,kayda değer olarak görmemeleri maalesef büyük kayıp oluyor, ve sosyal medyaya bu gibi yaklaşımlarda ucuz bir izlenim yaratıyor.Beğeni sayınız kaç? kaç kişi takip ediyor sizi? gibi sorular sadece önemli olmakta. Marka sayfamda 10.000 tane beğeni olacağına 1.000 tane etkileşimde olduğum hedef kitle beğenisini daha çok yeğlerim. Sosyal medyada iletişimi, beğeni ve follower toplama işi ile yapıp ayrıca kulis arkası işlerlerde çevirerek gerekini arz etmek etik dışı bir durum. Sosyal medya yönetimi bu kadar ucuz bir duruma getirilmemeli. Sosyal medya alanını bu şekilde görmek gerçekten öteye gidemediğimizin bir kanıtı. Türkiye olarak facebook ve twitter’da ilk 4’ü ve ilk 10’u oyna sonra  yapılan yaklaşımlar ile kalite diye birşey düşün. Bedava olan ve yapılan herşey Türkiyede kalitesiz oluyor. Facebook, marka sayfalarını oluşturmak için keşke para alıyor olsaydı da  bu durum bu kadar vahim hale gelmese idi. Sonuç olarak bu harmonide sosyal medyanın cılkınıda çıkarttık diyebilirim.İlerisini neyi gösterecek bilemiyorum. Serkan Eskalen Sosyal Medya Uzmanı

Yazar Hakkında

Serkan Eskalen

Bahçeşehir Üniversitesi ve Anadolu üniversitesi’nin Pazarlama bölümü ve işletme fakültesini bitirdikten sonra, Bahçeşehir üniversitesi iletişim fakültesi son sınıf Reklamcılık bölümünde eğitim hayatına devam ediyor. Müzik ve sanat camiasını yakından takip ediyor.Proaktif bir insan.Dijital ve sosyal mecra yöneticisi.
Platonik teknoloji tutkunu ve trend takipçisi.