Sosyal Medya

Oyuncak Girişimi İnovasyon ile Neticelenirse Lego Olur !

lego_logo


Özlem mi var yoksa kederden mi bilmiyorum ama son günlerde hafıza kutumu daha da çok açar oldum. Evet benim bir hafıza kutum var. İçinde bir türlü vazgeçemediğim “ şeyleri “ sakladığım kocaman bir kutu. Ara sıra elimi içine daldırıp rastgele gezdiriyorum. İçinde bunca yıl neler biriktirmemişim ki; insanlar, zamanlar, mekanlar. Dün bu kutuya elim bir kez daha vardı. Nedense içini yeniden karıştırmak istedim. Sert plastikten minik bir “şey” elime takıldı, kırmızı bir lego parçası. Dağılan, parçaları çoçukça hoyratlığım sayesinde zamanla kaybolan legolarımdan kalan son parça. O kocaman Lego kutularının üzerindeki örnekleri yapmak için saatlerce uğraşırdım.Bunca uğraştığımı bir kerede dağıtmak ise çoçukça muzipliğimdi ve itiraf ediyorum çok keyifliydi. Bozması değil ama yeni baştan yapmak zorunda kalacağımı bilmek keyifli olandı. Bazende lego parçaları ile ceplerimi doldurup onları cephane olarak kullanırdım.


Şimdilerde bakıyorum da oyuncakların da tanımı değişti, eskisi gibi değiller artık. Gerçi Lego’nunda oyuncak olup olmadığına hala karar verebilmiş değilim. Oyuncak denince aklıma hep arabalar, bebekler geliyor hala, lego ise bunların dışında bambaşka bir “şey”. Şimdiler de çoçuklar PS ya da Wii oynuyorlar. Öyle eskisi gibi bebekler ve arabalar yok hayatlarında. Savaş stratejileri, futbol menajerliği ya da şehir mimarisi ile uğraşıyorlar daha çok. Hayal güçleri gelişiyor mu, ya da geleceğe daha mı donanımlı hazırlanıyorlar bunu tartışmak benim uzmanlığım değil ama nedense küçücük çoçukların büyük adamlar gibi ciddi ciddi bunlara kafa yormasını biraz tuhaf biraz da komik buluyorum.

En çokta yakın çevremdeki ufaklıkların stratejileri konusunda bana danışmaları beni her defasında şaşırtıyor. Ama ciddiyetleri ve hevesleri görmezden gelinmeyecek kadar merak uyandırıcı. Bende her seferinde yardımcı olmaya, fikir vermeye devam ediyorum bütün ciddiyetimle. Ne de olsa onların benden öğrenecekleri olduğu kadar benimde onlardan öğreneceklerim var. Çoçuk deyip geçmeyin çok yalın ve sade bir düşünce sistemleri var .Üstelik bu basit ve sade yaklaşımları, olaylara bakış açıları, çok kolay çözümler üretmelerine neden oluyor. Neden faydalanmayayım ki?
Bu arada hazır konu oyuncaklardan açılmışken en başta bir anne olarak sonra da iş geliştirme ve dijital pazarlama-ticaret uzmanı olarak kendi kendime sormadan edemediğim bir soru var. Bir oyuncak nasıl olmalı ? Bana göre öncelikle hafızayı geliştirmeli,sonra hayal gücünü beslemeli, karar verme ve uygulama yetkinliği kazandırmalı, dahası planlama yapmayı öğretmeli. Daha sayabileceğim pek çok özellik var. Lego yu ise benim çoçuk dünyamda eşsiz kılan her kapağını açışımda yeni bir oyunun yeni bir maceranın bana ihtiyacı olmasaydı. Fikir öyle güzel tutmuş olmalı ki Lego bir kuşağın vazgeçilmez oyuncağı olmuş, tıpkı benim vazgeçemediğim gibi.

Ama Lego denen fikri şahane öyle birdenbire çıkmamış tabi ki. Seneler içerisinde, kuşaklar boyunca çaba ve azimle bu sonuca ulaşmışlar. Hem mesleki merak hem de çoçukluktan gelen sevgi ile Lego hakkında pek çok metaryel okudum. Lego nun girişimcilik hikayesi oldukça çarpıcıdır. Azim, mücadele, hırs ve inovasyonu içinde barındırır, biraz da hüzünlüdür. Fakat girişimcilerin kesinlikle okuması ve ders çıkarması gereken bir hikayedir. Babadan oğula, oğuldan toruna devam eden , zorluklara boyun eğmeyen, her yıkımdan sonra daha da güçlenerek ayakta kalmayı başaran bir firmasının öyküsü.

Şimdilerde gene zorlanıyorlar ama onların kurum kültüründe mücadele ve pes etmemek var. Bu seferde başaracaklarını düşünüyorum, üstelik daha da güçlenerek çıkıcaklar bu zor günlerden. II. Dünya Savaşı’nın zor günlerinde tahta oyuncaklar yaparak başlayan Lego’nun hikayesi 6 tane dönüm noktasına sahiptir. Bunlardan 2 tanesi yanan Fabrikanın yerine yenisini, hatta daha iyisini yaparak yollarına devam etmeleridir. Ama asıl dönüm noktaları bir gemi yolculuğunda yapılan sohbet esnasında ortaya atılan bir fikir ile bizim bildiğimiz ve takdir ettiğimiz Lego nun ortaya çıkmasıdır. Lego nun hikayesi hem inovasyon hem de inovasyonun verimli bir şekilde iş fikrine dönüşmesini barındırır. Ve sırf bu yüzden önemlidir, dersler çıkarılması gerekir.


Günümüzde hep inovasyondan ve yenilikten bahsedilir oldu. Bu ikisi adeta iş hayatının vazgeçilmez söylemleri haline geldi, ancak kimse inovasyonun nasıl verimli kılınabileceğinden yahutta nasıl karlı bir iş fikri haline dönüştürülebileceğinden bahsetmiyor. İnovasyon, yenilik tabi ki önemli, tabi ki gerekli. İşletmelerin yeniliğe açık olmaları ve çok hızlı değişen bugünün dinamik şartlarında en azından mevkilerini koruyabilmek için değişimi yönetmeleri zorunlu.

Ama her değişim, her yenilik işletmelere ticari açıdan fayda sağlıyor mu bunu da iyi sorgulamak gerekir. Doğru kurgulanmamış bir yapı, yeterince sorgulanmadan oluşturulmuş bir strateji ve buna bağlı olarak alınan kararlar işletmelerin verimliliğini olumsuz etkiyebiliyor. Bazen geç kalınıyor bazen ise acele ediliyor. Kim bilir belki bir sonraki yazımız da bu konu üzerine olabilir. Ama şimdilik demem o ki eğer inovasyon, değişim,mücadele ve verimlilik prensipleri üzerine kurulmuş bir iş fikrinin nasıl oluşturulacağını ve karlı hala getirileceğini merak ediyorsanız çok uzağa gitmeyin, Danimarkalı Lego’ya göz atın. Sadece başarılarına değil hatalarına da göz atın.

Yazar Hakkında

Aslıhan Kaya

Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirdikten sonra cok uzun yıllar bankacılık yaptı. Ama bir teknoloji ve matematik sevdalısı olduğu için iphone kullanmayı öğrenmek ve toplama-çıkarma işlemlerini hatasız yapabilmek için ileri seviye matematiksel modellemeler yapan ve yeni teknolojiler geliştiren bir firmanın kuruluşundan bu yana aynı firmada yöneticilik yapmaktadır.
@aslhnky via twitter