Sosyal Medya

Kony 2012: Dijital Diplomasi için İpucu

Youtube’un son açıkladığı verilere göre her bir dakikada siteye 60 saatlik video yükleniyor. Basitçe ifade edersek, dijital ortamda bir saniye bir saate denk geliyor. Bu veri konvansiyonel medyanın ulaşamayacağı bir hızı ve etkinlik potansiyelini gösteriyor. Mart ayı başında Youtube’a yüklenen bir video ile bu değişim görünürlük kazandı. Youtube’un ve diğer sosyal medya mecralarının, ağlayan bebek, sevimli kedi veya bir müzik klibini yayınlamaktan öte etkileri olabileceğine hep beraber şahit olduk. 5 Mart günü Youtube ve Vimeo gibi video kanallarına yüklenerek 6 gün gibi kısa bir zamanda 100 milyon’dan fazla görüntüleme sayısına ulaşan “Kony 2012” adlı 30 dakikalık belgesel küresel bir etkiye sebep verdi. Kony 2012 belgeseli, 1990’da Körfez Savaşı ile zirve noktasına ulaşan konvansiyonel medyanın çöküşüne işaret ederken, dijital diplomasinin geleceği ve önemi içinse önemli ipuçları barındırıyor.

İlk önce izlemeyenler için Kony 2012 videosunu izlemenizi tavsiye ederim;

Yeni Diplomasi yazarlarından Sn. Sernur Yassıkaya’nın Kony virali ile ilgili  tespitlerini konuyu çok iyi özetliyor.

Youtube’un son açıkladığı verilere göre her bir dakikada siteye 60 saatlik video yükleniyor. Basitçe ifade edersek,  dijital ortamda bir saniye bir saate denk geliyor. Bu veri konvansiyonel medyanın ulaşamayacağı bir hızı ve etkinlik potansiyelini gösteriyor. Mart ayı başında Youtube’a yüklenen bir video ile bu değişim görünürlük kazandı. Youtube’un ve diğer sosyal medya mecralarının, ağlayan bebek, sevimli kedi veya bir müzik klibini yayınlamaktan öte etkileri olabileceğine hep beraber şahit olduk. 5 Mart günü Youtube ve Vimeo gibi video kanallarına yüklenerek 6 gün gibi kısa bir zamanda 100 milyon’dan fazla görüntüleme sayısına ulaşan “Kony 2012” adlı 30 dakikalık belgesel küresel bir etkiye sebep verdi. Kony 2012 belgeseli, 1990’da Körfez Savaşı ile zirve noktasına ulaşan konvansiyonel medyanın çöküşüne işaret ederken, dijital diplomasinin geleceği ve önemi içinse önemli ipuçları barındırıyor.

Uganda ve çevresi ülkelerde konuşlu Tanrı’nın Direniş Ordusu (LRA) adlı militan grubun lideri Joseph Kony’nin başta çocuk istismarı ve çocuk askerler gibi işlediği insanlık dışı suçlara dikkat çekerek, 2012 yılı içinde tutuklanmasını sağlamayı amaçlayan video küresel ilginin odağına oturdu. Öyle ki Uganda’yla ilgili hala Joseph Kony’nin terör estirdiği, kaotik bir ülke algısı oluştu. Belgeselin büyüyen etkisi karşısında çaresiz kalan Uganda hükümeti açıklama yapmak ve Kony’nin 6 yıldır ülkede faaliyette olmadığını ve LRA’daki militan sayısının onbinler değil yalnızca 300 olduğunu belirtmek zorunda kaldı. Bununla beraber belgesel, ABD’nin Orta Afrika’daki misyonunu meşrulaştırma çabasının bir ürünü olarak da yorumlanarak, şüpheyle yaklaşanlar da olmadı değil. ABD’nin “terörle mücadele” konusunda Uganda ordusuna eğitim hizmeti sağlamak amacıyla 100 kişilik bir personel gönderdiğinin ortaya çıkması, bu şüpheyi derinleştirdi. Tabii videonun tüm bu yan etkileri, önemli bir eleştiri dalgasının da oluşmasına sebebiyet verdi. Kony 2012’nin diğer olguları dışlayarak ve güncel gerçekliğe sırtına dayamadan oluşturduğu belgesel hem bir ülkenin küresel görünümüne zarar verirken, Afrika’yla ilgili bir çok acil tedbir gerektiren konunun da göz ardı edilmesi sonucunu doğurdu.

Dünyanın önde gelen kamuoyu araştırma kurumlarından Pew’un Kony 2012 ile ilgili ABD merkezli yaptığı bir araştırmada “genç yetişkinlerin (18-29 yaş aralığı)” orta yaş ve yaşlı nüfusa oranla, belgeselle ilgili bilgiyi daha çok sosyal medya üzerinden edindi. Pew’un araştırmasına göre 18-29 yaş grubunun neredeyse yarısı videoyu sosyal medyadan seyrederken, yine üçte ikisi video ile ilgili ilk bilgiyi herhangi bir online mecra’dan öğrendi. Bu veriye göre küresel alanda genç nüfus ile konvansiyonel medyanın yolu gittikçe ayrışıyor. Dahası ilk bilgiler önce sosyal medya ve online mecralardan alınmaya başlanıyor. Yine Pew’a bağlı Project for Excellence in Journalism’in yaptığı araştırmaya göre ise 5 Mart’ta YouTube’a aktarılan belgesel ile ilgili sadece 1 hafta’da 5 milyon tweet atılmış durumda. Bu 5 milyon rakamını ortalama 100 karakterle çarpacak olursak yüzlerce ciltlik bir ansiklopediye denk bir birikime ulaşmamız sonucunu doğurur. O halde Invisible Children’ın video’yu sosyal medyadan duyurarak hem amacına hem de büyük başarıya ulaştığını söyleyebiliriz.

Küresel çapta uyandırdığı ilgi ve oluşturduğu tartışma ortamı ile Kony 2012 etkisini daha da genişletti. Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Erkan Saka’nın T24 internet gazetesindeki yazısında ifade ettiği gibi “Kony 2012” benzeri profesyonel olarak hazırlanmış viral videolar da artık dijital mecrada (yüklü miktarda) alıcı buluyor. Bu çerçevede Kony 2012 dijital diplomasinin yeni yüzyılda önemi açısından bir işaret fişeğidir. Şimdiye kadar yüz milyon kişi tarafından izlenen video, bir çıkar grubunun, bir şirketin, bir sivil toplum kuruluşunun ve nihayetinde bir ülkenin, verili bir hedefi, doğru mesaj, doğru strateji, doğru kurgu, doğru sosyal medya mecrası ve doğru planlama ile bir anda küresel bir müdahale konusu haline getirebileceğini göstermesi açısından önemlidir. Eğer muhatap bu kurguyu bozacak, siyasete, araca ve insan kaynağına sahip değilse yıkıcı etkilerle karşı karşıya kalabilecektir. Dijitalleşen bir ülkenin, dijital diplomasi araçları, dijital diaspora ve netizenler aracılığı ile gün geçtikçe derinleşen ve genişleyen sosyal medyayı kullanarak, rakibi ve/veya potansiyel rakiplerinin çıkarlarını tehdit etme imkanının artığını görmek Kony’den sonra hiçte güç değil. Bu durum madalyonun olumsuz yüzü, olumlu yüzünde ise kısa vadeli ya da uygulamaya geç kalınmış kimi politikaların dahi, dijital mecralar aracılığı ile kısa zamanda sonuç alınabilir noktaya gelebileceğini gösteriyor. Özellikle konvansiyonel medyanın belirli ülkelerin elinde olduğu bir dönemde sesini duyuramamak, tezlerini anlatmamaktan muzdarip olan ülkelerin, son derece küçük bütçelerle, yeni çağda seslerini daha gür duyurabileceklerini göstermesi açısından Kony 2012 iyi ve basit bir örnekleme.

Sonuç olarak bu ve benzeri örnekler ilgili ülkelerce, dijital diplomasi vizyonun ve stratejisinin hazırlanmasında fırsat ve tehditler bağlamında iyi analiz edilmek zorundadır. Yoksa “barış ve refah götürmek” isteyenlerin radarına takılmak işten bile olmaz.

Sernur Yassıkaya (Analist-Araştırmacı)

Sernur Yassıkaya 1978 İstanbul doğumludur. İlk ve orta öğrenimi İstanbul’da görmüştür. Muğla Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olan Yassıkaya, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptı. Siyasi danışmanlık, metin yazarlığı ve editörlük yapan Yassıkaya’nın birçok dergi ve gazete yayınlanmış yazısı bulunmaktadır. İlgi alanları sosyal medya, siyasi tarih, diplomasi, enerji politikaları ve askeri teknolojilerdir. İngilizce bilmektedir. Yassıkaya evli ve bir erkek çocuğu babasıdır.

Yazar Hakkında

Salih ÇAKTI

Founder of Digi Kitchen