Pazarlama Sosyal Medya

Dijital Ajans’ta Evin Annesi Kim ?

Klasik dijital ajanslarda evin annesi de babası da ajans sahibi ve ortaklarıydı. Kazandıkları paranın büyüsüne kapılıp o büyüye uygun hayatlar yaşıyorlardı. Çalışanlar yani çocuklarına yeterli ilgiyi maddi ve manevi olarak göstermiyorlardı. Günümüzün ajans sahipleri kendilerini zevk ve sefaya vermek yerine ülke ülke konferanslara katılıp, vizyonlarını genişletiyor, kendi takipçileri ile fikir alış verişinde bulunuyorlar. Edindikleri sektörel deneyimleri sonraki gelen nesille paylaşmakta hiçbir sakınca görmüyorlar. Çalışanlarına maddi ve manevi olarak yatırım yapıyorlar. Bu durum hem sahip oldukları ajansları hem de kendi reklamları içinde çok büyük bir PR ayağını oluşturuyor. En önemlisi de ajansları adına “New Business” yapmış oluyorlar.

Klasik dijital ajanslarda evin annesi de babası da ajans sahibi ve ortaklarıydı. Kazandıkları paranın büyüsüne kapılıp o büyüye uygun hayatlar yaşıyorlardı. Çalışanlar yani çocuklarına yeterli ilgiyi maddi ve manevi olarak göstermiyorlardı. Günümüzün ajans sahipleri kendilerini zevk ve sefaya vermek yerine ülke ülke konferanslara katılıp, vizyonlarını genişletiyor, kendi takipçileri ile fikir alış verişinde bulunuyorlar. Edindikleri sektörel deneyimleri sonraki gelen nesille paylaşmakta hiçbir sakınca görmüyorlar. Çalışanlarına maddi ve manevi olarak yatırım yapıyorlar. Bu durum hem sahip oldukları ajansları hem de kendi reklamları içinde çok büyük bir PR ayağını oluşturuyor. En önemlisi de ajansları adına “New Business” yapmış oluyorlar.
Bence bunu en etkili kullanan tek bir isim var Alemşah Öztürk. 41!29’un hiç para vererek reklam yaptığını gördünüz mü?
Gelelim asıl konumuz proje yöneticisine. Dijital ajansı ev olarak düşündüğümüze proje yöneticisi evin annesidir. Evin içinde yaşanan tüm aksiliklerle o ilgilenir. Evin babası marka yöneticisidir. Evin babası hep dışarıdadır. Toplantılar, toplantılar, toplantılar … Eve gelince proje yöneticisi olan anneye de hiç yardım etmez. Anne biraz güleryüz ve anlayış beklemektedir sadece. Yemek masasından kalkarken masayı toplamak için yardım etmek bir yana, kendi tabağını bile kaldırmaz. Hep çok çalışmaktan, gününün ne kadar kötü geçtiğinden bahseder. Mutlaka müşterileri içinde onu mutsuz eden, sunulan işleri beğenmeyen uyuz kadın, bir şey bilmeyen erkek mutlaka vardır. Çocuklarıyla ilgilenmeye fırsat bulamaz. Hep yorgundur, koltuğa uzanıp televizyonun karşısında uyuya kalır. Anne ve çocuklara zaman ayırmaz. Evin haşarı, çalışkan, sessiz, yaramaz, meraklı, hiperaktif çocukları yazılımcılar, tasarımcılar, flashçılar, metin yazarları, sosyal medya uzmanlarıdır. Bu güzel çocuklar anne ve baba arasında devamlı arada kalırlar. Onların sevgi gösterilerine, anlayışlı davranmalarına değil, çoğunlukla tartışmalarına şahit olurlar. Evin babası ben eve para getirenim diye her tartışmada bunu söylemeden yapamaz. Evin annesi ben olsam bu çocuklar ne olur, evin hali nice olur diye karşılık verir. İkisi de kendine göre haklı ve haksızdır. Bu yaşanan tartışmalar çocukların önünde olduğundan çocuklar bu durumdan negatif etkilenirler. Bu negatif etki yaptıkları işlere de yansır. Evin çocukları bu tartışmalarda annenin tarafında yer alırlar. Çünkü anne onlarla vakit geçiren, onların dertleriyle ilgilenen, sorunlarını çözmek için vakit harcayan, anlayış gösteren, onlarla oynayan ve sabahlayandır. Evin babası eve eli dolu brieflerle gelir. Evin ihtiyacı ve çocukların en sevdiğinden getirdiyse ne ala getirmediyse çocukların onu kapıda karşıladığı heyecan bir anda hayal kırıklığına dönüşüverir. Alınan öteberi beğenilmese de yapılması gereken işler vardır. Evin içinde tatlı bir telaş başlar. O iş için çocuklardan oluşan işinin ehli insanlarla hemen bir araya gelinir. Beyin fırtınaları başlar, küçük fırtınalar küçük hortumları oluşturur ve o hortumlar birleşip büyük bir fikir hortumu ortaya çıkartır. Bütün fikirleri içine alır, öğütür en güzel fikri ortaya çıkartır. Evin annesi proje yöneticisi tarafından zaman planları çıkartılır. Çocukların zaman planı içerisinde kendilerini baskı altında hissetmeden projeye dahil olmaları çok önemlidir. Kim hangi işi ne kadar sürede ne kadar hızlı yapar, maliyet hesapları da yapılır. Güzel bir sunum hazırlanıp evin babasına teslim edilir. Evin babası daha sunmadan, tadına baktırmadan, “tadını beğenmedim, biraz acısı fazla mı olmuş, tuzu eksik değil mi?” demesi o işin sunumda “baharatı da koyarız tuzu da abartırız, tadından yenmez” diyerek baba tarafından yeterli derecede sahiplenilemeyeceğinin habercisi olacağında, yeniden çalışılması anlamına gelecektir. Marka yöneticisi çocuklar tarafından aşkla yapılmış o işi, işe inanıp aşkla satabilseydi. Evin en güzel koltuğuna oturtulup arkasına yastık konulacak, etrafından mutlu bir şekilde onu hayran gözlerle izleyen çocuklarına işi nasıl sattığını annenin getirdiği Türk kahvesini yudumlarken 1’e 10 katarak keyifle anlatabilecekti. Evin annesi zaman zaman işe yaramaz denilip, hor görülebiliyor. Dijital ajanslarda evin annesi, çocukları sıkmadan kontrolcü bir şekilde idare edebiliyorsa, çocuklarının dilinden konuşup aralarındaki samimiyeti çıkarsız bir şekilde sağlayabiliyorsa, dürüst ve güven verebiliyorsa, onlarla iş dışında da vakit geçirip zamanı paylaşabiliyorsa, iyi niyetli bir şekilde çözüm üretebiliyorsa o anne her eve lazımdır.

Yazar Hakkında

Özgür Fidan

Akademi İstanbul -Reklamcılık, Anadolu Üniversitesi- Halkla İlişkiler, Anadolu Üniversitesi- İşletme okullarından mezun olmuştur. İş kariyerine Cen Ajans/GREY de Müşteri Temsilcisi Asistanı olarak başlamış. Sırasıyla Kurbağa Medya Tasarım, Biyer Art Stüdio, Dreambox, 41?29!, Origin EMC 'de Satış Yöneticiliği, Müşteri İlişkileri Yönetmenliği, Digital Signate Proje Yöneticisi, Digital Proje Yöneticisi olarak görev almıştır. Alafortanfoni de Proje Yöneticisi olarak olarak çalışma hayatına devam etmektedir.