Sosyal Medya

Anonymous ve Dijital Kültür

Teknolojinin son yıllarda sağlamış olduğu imkanlarla katılımcı demokrasi taleplerinin üst düzeye çıktığı yeni bir dönemde yaşıyoruz. Bu yeni dönemde toplumlar, Internet araçları ve sosyal medya sayesinde dün konuşamadıkları bir çok şeyi bugün konuşur oldular. Hatta sadece konuşmakla kalmayıp harekete de geçtiler. Normal hayatta belki de hiç karşılaşamayacak insanlar internet sayesinde birbirlerinden haberdar olmaya ve biraraya gelmeye başladılar. Internetin etkisi sanal alemi aşıp gerçek hayatın tüm alanlarını etkilemeye başladı. Bu etkiyi özellikle Arap Baharı denilen, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan büyük sosyal hareketleri hızlandıran süreçte gördük. Bu yeni dönemde gözden kaçırılmaması gereken bir diğeri önemli olay ise Londra’da yaşanan yağmalamalardı.

Anonymous dosyamıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bugünkü konuğumuz Deniz Ergürel; Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden 1999 yılında mezun olan Deniz Ergürel, TV8′de program yönetmen yardımcılığı, NTV lifestyle departmanında prodüktörlük yaptı. 2001 yılında iş deneyimini arttırmak ve dil öğrenmek amacıyla Meksika’ya gitti. Finans ve ticaret alanında çalıştı. Brezilya ve ABD pazarlarında görev aldı. 2008 yılında Türkiye’ye dönerek bir yenilenebilir enerji firmasında idari yöneticilik yaptı. Medya Derneği’nin 2010 yılında kuruluşundan bu yana genel sekreterlik görevini yürüten Deniz Ergürel, iyi derecede İngilizce, İspanyolca ve Portekizce konuşmaktadır. http://medyaglob.com adresindeki kişisel bloğunda yeni teknolojiler ve sosyal medya alanında yazılar yazan Ergürel’in ilgi alanları arasında dijital gazetecilik, fotoğrafçılık ve yeni medya iş modelleri vardır. Konuğumuz Deniz Ergürel sosyalsosyal.com için harika bir yazı kaleme aldı. Teknolojinin son yıllarda sağlamış olduğu imkanlarla katılımcı demokrasi taleplerinin üst düzeye çıktığı yeni bir dönemde yaşıyoruz. Bu yeni dönemde toplumlar, Internet araçları ve sosyal medya sayesinde dün konuşamadıkları bir çok şeyi bugün konuşur oldular. Hatta sadece konuşmakla kalmayıp harekete de geçtiler. Normal hayatta belki de hiç karşılaşamayacak insanlar internet sayesinde birbirlerinden haberdar olmaya ve biraraya gelmeye başladılar. Internetin etkisi sanal alemi aşıp gerçek hayatın tüm alanlarını etkilemeye başladı. Bu etkiyi özellikle Arap Baharı denilen, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan büyük sosyal hareketleri hızlandıran süreçte gördük. Bu yeni dönemde gözden kaçırılmaması gereken bir diğeri önemli olay ise Londra'da yaşanan yağmalamalardı. Polisten görmüş olduğu kötü muameleye dayanamayıp 18 Aralık 2010 tarihinde kendisini ateşe veren Muhammed Bouazizi adlı Tunuslu bir gencin intihar etmesiyle başlayan süreç Tunus, Cezayir, Ürdün, Mısır, Yemen, Bahreyn ve Libya gibi ülkelerde büyük sosyal hareketlere sebep oldu. Uzun yıllardır büyük sıkıntılar yaşayan toplumlar, internet ve sosyal medya araçlarının da yardımıyla, daha adil, daha güvenli ve daha şeffaf devlet taleplerini yüksek sesle getirme imkanı yakaladılar. Günlük hayatta bir araya gelip konuşma imkanı bulamayan insanlar Facebook, Twitter ve bloglar üzerinden görüşlerini paylaşıp sokaklarda protestolar düzenlediler. Bu protestolar ülkelerde köklü yönetim değişikliğine sebep oldu. On yıllardır ülkelerinde iktidarda olan Kaddafi, Hüsnü Mübarek, Bin Ali gibi liderler devrildi. Devrilmeyen liderler ise kendilerine çeki düzen vermek zorunda kaldılar. Arap ülkelerinde demokrasi taleplerini görünür kılan internet ve sosyal medya araçlarının, İngiltere'de yaşanan yağmalama olaylarını tetiklemesi ise bu yeni dönemin karanlık yüzünü oluşturuyor. 4 Ağustos 2011 tarihinde Mark Duggan adlı bir gencin polis tarafından vurularak ölmesi sonucunda başlayan protesto hareketleri bir anda İngiltere tarihinin en kötü yağmalama olaylarına dönüştü. 6 - 11 Ağustos 2011 tarihlerinde Londra, Bristol, Manchester, Birmingham, ve Liverpool'da yaşanan yağmalamalar sonucunda yüz milyonlarca poundluk zarar meydana geldi, 5 kişi çıkan olaylarda hayatını kaybetti, üç binden fazla kişi tutuklandı. Kış ayında Arap ülkelerine bahar getiren internet ve sosyal medya, yaz ayında İngiltere'ye en ağır kışı yaşatmış oldu. Peki bu dönemde acaba Anonymous nerede duruyor? Anonymous 2003 yılında çeşitli hacker gruplarının bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir internet topluluğu. Bu topluluktaki kişilerin gerçek kimlikleri kamuoyunda bilinmiyor. 4chan gibi platformlarda biraraya gelen hackerlar interneti politik protesto amacıyla kullanmaya başlayınca "hacktivizm" kavramıyla da tanışmış olduk. Kimliği belirsiz gruplar internet ortamında bir araya gelerek, politik olarak karşı oldukları kurumların online servislerine saldırılarda bulunmaya başladılar. Internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte Anonymous'un adını da daha fazla duymaya başladık. Özellikle 2008 yılında yoğunlaştırdıkları online saldırılar medyada yer bulmaya başlayınca büyùk popülerlik kazandılar. V for Vendetta filminde de yer alan Guy Fawkes karakterinin kullandığı maske grubun sembolü oldu. Popüler kültürün bir parçası haline gelen bu maskeyi gördüğümüz her yerde bir isyan ve protestonun olduğunu anlıyoruz. Anonymous'u besleyen felsefenin arka planına baktığımızda bir bireyin normal hayatta tek başına yapamayacağı şeyleri, kendisiyle benzer düşüncede olan bireylerle bir araya gelerek yapmak olduğunu görebiliriz. Bu gruplar, sistemde gördükleri arızaları sadece sokaklarda protesto etmek yerine internet ortamında saldırılar yaparak tepkilerini koyuyolar. Internetin ülkeler ve milletler arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını düşündüğümüzde, kendilerine oldukça geniş bir oyun alanı bulduklarını da söyleyebiliriz. DDos Saldırı (DDos Attack) yöntemini kullanan Anonymous, protesto etmek istediği kurumların web sitelerine dijital saldırılar düzenliyor. Bir bilgisayar sunucusuna, kaldırabileceğinden daha fazla bilgi yığınını gönderip etkisiz hale getirmeye çalışan bir yöntem bu. Evinizin kapısından aynı anda 10 kişinin girmeye çalıştığını düşünün. Sonra bu sayının 100'e veya 1000'e yükseldiğini hayal edin. Bu kadar insan kapınızı kıramasa bile eve giriş çıkışınıza mani olur. DDos saldırısının temel mantığı da budur. Anonymous'un yaptığı, olabildiğince çok bilgisayar kullanıcısını sanal ortamda bir araya getirerek hedefe koyduğu bir web sitesine aynı anda giriş yapmak. Kullanıcı sayısı onbinleri bulduğunda önlenemeyecek bir saldırı yöntemi bu. Anonymous ise bu süreci yöneten bir orkestra şefi. Internetin kısıtlanmasına yönelik ABD Kongresi'nde hazırlanan SOPA adlı yasaya karşı yürüttükleri protesto kapsamında devlet kurumlarına yaptıkları saldırılar dünya kamuoyunun da dikkatini çekti. Anonymous bu yönüyle internetin özgürce kullanılmasını savunuyor. Peki bu kimliği belirsiz gruplar her zaman Robin Hood'vari "iyi" duygularla mı hareket edecek ve bu ne kadar sürdürülebilir işte burası biraz şüpheli. Çünkü her şeyden önce kimliği, sayısı ve lideri belirsiz bir gruptan söz ediyoruz. Adı üzerinde; anonim. En büyük avantajı belirsizlik olan Anonymous'un en büyük zaafı da işte yine bu belirsizlik. Örneğin Anonymous'un bir grubu Facebook'a saldırı düzenleyeceği yönünde haberler yayarken, bir diğer grubu da bu haberleri yalanladı. Bu durum, konuyu takip edenlerin de kafasını karıştırdı. Anonymous'un saldırı aracı olarak kullandığı "DDos Saldırı" yöntemi ise son kullanıcılar adına da önemli tehditler içeriyor. Anonymous'a destek veren kişiler bilgisayarlarına ücretsiz bir botnet yazılımı yüklemek zorundalar. Bu yazılımı yükleyenler bilgisayarlarını 'zombi bilgisayar' haline getirmiş oluyorlar. Yani bilgisayarları bir anlamda kimliğini bilmedikleri kişilerin kontrolüne geçmiş oluyor. Zombi bilgisayarların sayısı ne kadar yüksek olursa yapılan saldırı da o kadar etkili. Peki politik protesto olarak başlayan bu işlem bir başka zaman dijital hırsızlıklarda da kullanılabilir mi? İşte bunun bir garantisi yok, çünkü bilgisayarınız bir kez zombiye dönüştüğünde kontrol artık sizde değil. Bu nedenle kişisel görüşüm şudur ki internette insanlar politik konularda görüşlerini bildirmeli, protesto amaçlı aktiviteler yapabilmeliler. Bu hem internetin özgür doğasına hem de ifade özgürlüklerine uygun. Ama iş kriminal dijital suç kapsamına girdiğinde durum farklıdır. Internet başkalarının hak ve hukukunun gaspedildiği bir yer olmamalıdır. Hiçbir gerekçe kişisel ve kurumsal hakların gaspedilmesine meşruiyet kazandırmaz. Çünkü bu gasplara karşı yetkililer ağır yaptırımlar alacaklardır ve bu yaptırımların da internet özgürlüğüne pek de fayda getirmeyeceği muhakkak. Devletlerin siber suçları tehditler listesinde en üst sıralara çıkardığı bir dönemde Anonymous gibi grupların nelere sebep olacağını hep birlikte göreceğiz. Acaba bizi daha özgür bir internet mi bekliyor? Yoksa güvenlik paranoyasına kapılan ülkelerin sert kurallar koyduğu bir dünya mı? Belirsiz... Ama en azından şunu söyleyebiliriz ki artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Dijital kültürün sokaktaki hayatı etkilediği bu yeni dünyaya hoşgeldiniz! Deniz Ergürel http://medyaglob.com

Yazar Hakkında

Salih ÇAKTI

Founder of Digi Kitchen